 | Çamlıyayla Hakkında |
 | Yurttan ve Dünyadan |
 | Mersin'de Hava Durumu |
 | Takvim |
 | SPONSORLARIMIZ |
 | Ziyaretçi Sayımız |
|
 | ÖZELLEŞTİRMELER ve TOPLUMUMUZ |  |
ÖZELLEŞTİRMELER ve TOPLUMUMUZ
İnsanlar arasındaki varlık yokluk meseleleri çoğu zaman bahis konusudur. Genelde, bir aile, komşu ailenin kızının ya da oğlunun ne iş yaptığını, bu işte ne kadar para kazandığını konuşmadan edemez. Kimin ne kadar maaş aldığı, arabasının markası, oturma odasındaki koltuk takımının fiyatı vazgeçilmeyen ilgi alanlarındandır. Toplumumuzun çoğu ferdine göre hayatın anlamını sorgulamak, dünyanın geleceğini merak etmek, felsefi meselelere kafayı takmak, yaşamımıza kök salmış olguları büyük bir cesaret gösterip inceleyebilmek entellere mahsus lüzumsuz meselelerdir. Önemli olan para, gösteriş ve güçtür. Bu üçünün insana huzur ve mutluluk getirdiği savunulur. Bu yüzden, çoğunluk için hedef bu üçlüye sahip olmaktır. Toplumun diğer fertleri ise başarısızlığa mahkum gibidir. Başarısızlığın üstesinden gelmiş olsalar da azınlıkta kalmaktan kurtulamayacaklardır.
Başkalarının yaşamlarındaki maddi varsıllık ne kadar çok merak konusu olursa, içinde bulunduğumuz toplumun manevi dünyasına olan aşinalığımız da bir o kadar azalabiliyor. Dışına odaklandığımız bir şeyin, nedense içinde olup bitenleri algılayabilmekte sorun yaşayabiliyoruz. Birbirimizin iç dünyalarına karşı duyduğumuz yabancılık, zamanla birbirimiz hakkında edineceğimiz yalan yanlış kanıları da beraberinde getiriyor.
Son zamanlarda yaşanan Tekel işçilerinin eyleminin durumu da, bana ilk iki paragrafta izahını yapmaya çalıştığım insanlık hallerini anımsattı. Ne kadar da Tekel işçileri medyada işlenmiş olsa da, ben yapılanları yetersiz buldum. Meseleye getirilen çözümün kalıcı olup olmadığı hakkında veya ne gibi bir durumun Tekel işçilerini bu şekilde maruz ettiği hakkında kesin bir ifadede bulunmayacağım. Ama şu konuda net bir söz söyleyebilirim ki; Tekel işçilerinin dışında kalanların çoğu için bu mesele, komşunun kızının ya da oğlunun maaşını konuşmak gibi bir şey oldu. Onların verdiği mücadeleyi izledik. Kimimiz yanlarındaydık, kimimiz umursamıyorduk, kimimiz dedikodusunu yapıyorduk. Toplumun Tekel işçilerine olan yaklaşımı kendi içinde çeşitli farklılıklara sahipti.
Tokat’taki öğrencilik yıllarımda, Tokat Sigara Fabrikası’nın satışı gerçekleşmişti. Okula gidip gelirken dolmuşun içinden beri, fabrika önünde eylem yapan insanları bir zaman, günde iki sefer görmüştüm. Bir seyirciydim. Ama, üzgün ve öfkeli bir seyirci. Kimileri ise umursamaz hatta olandan bitenden memnundu. Onlara göre Tekel işçileri, devlet kurumunun geniş koşullarından haklarının üzerinde istifade eden kişilerdi. Olması gerekenden daha yüksek maaş alıyorlardı ve fabrikada gereğinden fazla işçi çalıştırılıyordu. Örneğin; beş kişinin üstesinden gelebileceği bir iş alanına daha fazla işçi yerleştirilmişti. Özel niteliğe sahip bir kuruluşta ise bu olmazdı. Beş kişinin yapabileceği bir iş alanına beş kişi ya da daha da az insan tayin edilirdi. Tekel işçisi de yan gelip yatmazdı. AKP hükümetinin özelleştirme politikalarını savunan çoğu insan bu fikirlere sahipti. Gerçi, devlet kurumlarında var olduğu iddia edilen bu sorunun tek çözümü söz konusu kurumu özelleştirmek değildi. Yeni bir yasa düzenlemesiyle tüm devlet kurumlarında çalışanların maaşları, mesai saatleri, çalışma koşulları kolaylıkla yoluna konulabilirdi. AKP’de de meclisteki sayı üstünlüğü bakımından bu güç vardı. Bu yüzden, özelleştirmelerin sadece bu anlattıklarımdan kaynaklanmadığını rahatlıkla iddia edebilirim. Ki Tekel işçilerinin de, çalıştıkları kurumlar özelleştirildikten önce sahip oldukları koşulların, aldıkları maaşın günümüzün ekonomik şartlarına göre oldukça adil bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bugün özel sektörde asgari ücrete talip bir bireyin, ülkedeki araştırma kurumları tarafından tespit edilmiş yoksulluk ve hatta açlık sınırının altında bir rakamla hayatta kalmaya çalıştığını çoğumuz biliyoruz.
İlk iki paragrafta da izahını yapmaya çalıştığım gibi, ülke ekonomisini derinden ilgilendiren siyasi bir değişimi bile birbirimizin özel hayatlarına, aldığımız maaşlara duyduğumuz meraklarımız çerçevesinde değerlendirebiliyoruz. Tekel işçisinin eylemini, hak arayışını, AKP hükümetine baş kaldırışını sırf kendimizden az emek sarf edip kendimizden yüksek maaş alıyor diye lüzumsuz bulabiliyoruz. Bu alçakça güdümüz yüzünden, yıllarca halkın emeğiyle ayakta kalmış bir halk(ve devlet) kurumunun uluslar arası sermayeye yem olmasına sessiz kalabiliyoruz.
İlk başından beri, AKP hükümetinin özelleştirme politikalarına karşıydım. Devlet kurumlarındaki yozlaşmanın farkında olmama rağmen, sorunun çözümünün özelleştirme olmadığını savundum. Bugün gelinen nokta, özelleştirmelerden mağdur olan insanların sayısının azımsanamayacak boyutta olduğunu bize gösteriyor.
Eğer AKP, önümüzdeki dönemde de hükümet olur ve aynı zihniyetle milli kurumları sermayedar çevrelere satmaya devam ederse, bizden sonra dünyaya gelecekler, asgari ücret için sermaye babalarına ömürlerini feda etmek zorunda kalabilirler.
SAMET KOÇ
www.camliyayla33.com
YAZARA AİT YAZI ARŞİVİ
|  |
 | Yorumlar |  |
|
Henüz bir yorum gönderilmemiş.
|  |
 | Yorum Gönder |  |
|
Yorum Gönderebilmek için Üye Girişi yapmalısınız yada Sitemize Üye Olmalısınız.
|  |
 | Oylama |  |
|
 | Üye Girişi |
 | Site Hakkında |
 | ÇARŞI HARİTASI |
 | Anket |
 | Kısa Mesajlar |
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kısa Mesajlar Arşivi
|  |
|